
GAZETECİ GÖZÜYLE "BARIŞ HAREKATI” PANELİ YAPILDI
Dış Basın Birliği ile Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği “Adaya Çıkan Gazeteciler Gözüyle 20 Temmuz 1974” paneli yapıldı.
Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan panelde 1974 Barış Harekatı sırasında Kıbrıs’a gelerek görev yapan Ertürk Yöndem, Engin Konuksever, Bedir Seferoğlu ve Sökmen Baykara anılarını, harekat sırasında Rumların yaptıkları zulüm ve davranışları gazeteci gözüyle aktardılar.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan panele Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nazmi Bilgin başkanlık etti.
Panele 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Enformasyon Dairesi Müdürü Mustafa Güçlü, TC Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Salih Melek, Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar, TAK Müdürü Emir Ersoy, Anadolu Ajansı Müdürü Hilmi Bengi, UBP Milletvekili Zorlu Töre, gazeteciler ve konuklar katıldı.
Panelin açılışında Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar ve TC Basın Yayın Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek birer konuşma yaptı.,
1 Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Nazmi Bilgin’in isteği üzerine panelin sonunda konuştu.
Panelin sonunda Türkiye’den gelen
gazeteci heyetindeki il başkanları Rauf Denktaş’a el dokuması Atatürk ve
TC bayrağının da bulunduğu çeşitli hediyeler sundular.
Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar, paneli düzenlerken amaçlarının 1974’de kurulun köprünün daha da sağlamlaştırılması olduğunu belirterek, böylece Anavatan-Yavruvatan’ın daha da yakınlaşacağını söyledi.
Tanpınar, Anavatan Türkiye’nin KKTC’ye verdiği desteğin önemine de dikkat çekti.
TC Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Salih Melek de konuşmasında, “Bugün tarihe tanıklık etmiş değerli gazeteciler hayatlarının bir dönemini bizlerle paylaşacaklar. Türk Ordusu ile mücahitler burada el-ele bir tarih yaparlarken, onlar da bu tarihin ilk satırlarını kaleme alıyorlardı” şeklinde konuştu.
İnsanlık
tarihinin en meşru ve en haklı mücadelelerinden biri olmasına rağmen
Türkiye ve Kıbrıs Türkü’nün yaşama ve güvenlik haklarını kısıtlayacak
ambargolara maruz bırakıldığına dikkat çeken Melek, “Kıbrıs’ta varoluş
mücadelesi veren bir halk meşru müdafaa yaptı diye; Anayasal düzene
kastedildiği için garantörlük haklarını kullandı diye uzun yıllar uluslar
arası toplumda ve kuruluşlarda sıkıntılar yaşamıştır.Bu sıkıntıların bir
kısmı halen devam etmektedir, ama artık bunun böyle devam edemeyeceği de
ortaya çıkmıştır. Söz verip de tutamayanlar mahcup, psikolojik üstünlüğünü
yitirenler yeni arayışlar içindedir. Mevlana’nın dediği gibi “Dünle
beraber gitmiş, dün söylenenler” artık yeni şeyler söyleyenleri sözleri
muteber olmuştur” şeklinde konuştu.
Neredeyse 30 yıl boyunca ulaşmaz gibi gösterilen Türk tarafının artık, “çözüm isteyen” taraf olarak itibar görmekte olduğunu ifade eden Melek, “Görüşme masasında eşit, iletişimde de eşit. Türk tarafının tezleri de sadece uluslar arası camiada değil, iletişim organlarında da değer bulmaya başlamıştır” dedi.
Bu alanda sadece politik boyutuyla değil iletişim boyutuyla da başarılı bir süreç yaşandığını belirten Melek, politik aktörlerin gayet bilinçli bir iletişim planlamasıyla yükselttikleri beklentinin altında ezilen karşı tezlere ve hayal kırıklıklarına tanık olunduğunu, dünyayı yıllarca gerçek dışı enformasyonlarla yönlendirenlerin çaresizliklerinin kendi medyalarında bile ağır eleştiri konusu olduğunu belirtti.
“Biz yıllarca “biz haklıyız, çünkü sağlam argümanlarımız var, dünya bizi anlamıyor, gerçekler eninde sonunda ortaya çıkacak” diye savunma yaptık. Uluslar arası kamuoyunda aleyhimize oluşan havayı bu edilgenlik içerisinde adeta kabullendik” diyen Melek, algının gerçekleri gölgelemesine engel olunamadığını söyledi.
Toplumun medyanın da etkisiyle kendi sorununa daha çok sahip çıkmaya başladığını kaydeden Melek şöyle devam etti:
“O zaman anlaşıldı ki çok sesli özgür medya, en önemli güçlerden birisidir ve vazgeçilmezdir. Kıbrıs Türkü’nün haklı davasını dünyaya tanıtmak ve dünya ile sağlıklı bir iletişim kurmak, dünya ile entegre olması için Kıbrıs Türk medyasının daha da gelişmesinin önemi ortadadır.
Türkiye
tüm kurum ve kuruluşları ve medyasıyla, Kıbrıs meselsini milli bir mesele
olarak görüp her alanda desteklemektedir. Aslolan, KKTC medyasının
güçlenerek sorunlarına sahip çıkmasıdır. Çok canlı ve dinamik bir medya
ortamına sahip olan KKTC’nin maruz kaldığı izolasyonları, iletişim
teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde bu teknolojiyi kullanabilen medya
kuruluşları aracılığıyla, en azından medya alanında kırması sevindirici ve
çok önemli bir gelişmedir. Zira, hepimizin bildiği gibi medya “ülkelerin
dışa açılan pencereleridir…Kuruluş gerekçesi bizzat Mustafa Kemal
Atatürk’ün kaleme aldığı Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü de öteden
beri yaptığı gibi Kıbrıs sorununda ortaya çıkan gelişmeleri dünyanın doğru
ve zamanında öğrenebilmesi için tüm imkanlarını
kullanmaktadır.Türkiye’deki genç meslektaşlarımıza ve ülkemizde görev
yapan yabancı basın mensuplarına Kıbrıs Türkü’nün haklı davasını anlatmak,
yerinde bilgi almalarını sağlamak amacıyla Genel Müdürlüğümüz tarafından
birçok kuruluşla işbirliği halinde çeşitli zamanlarda KKTC’ne geziler
düzenlenmiştir.”
Melek, Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin böyle bir Harekatı yapmasını zorunlu kılacak koşulların bir kez daha yaşanmamasını da temenni etti.
1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da panelin sonunda yaptığı konuşmada, basının önemine dikkat çekmek için 1974 öncesi bir anısını anlattı.
Basının Annan Planı’nda
Kıbrıs meselesine sahip çıkarak TBMM’de oybirliği ile alınan milli çizgiyi
halka unutturduğunu ifade eden Rauf Denktaş, Türkiye’deki “Mega basın”ın
Annan Planını kabul ettirmek için elinden geleni yaptığını ve kendisi gibi
planın ne kadar zararlı olacağını söyleyenlerin sesini kıstığını ifade
etti.
Yüzde 65 evet ile dünyaya, “Bizim Rumla birleşmenin ötesinde bir niyetimiz yoktur” mesajı verildiğini ve ABD’nin bir yorumla Annan Planı’na evet diyen Türk tarafının ayrı egemenlik ayrı devlet isteyemeyeceğini söylediğini anlatan Denktaş, ABD’nin Türkiye’den mükellefiyetini yerine getirmesini ve önerilerini Rumların kabul edebileceği seviyeye çekmesini istediğini belirtti.
Denktaş bunlar olurken “Mega basın”dan ses çıkmadığını kendilerinin ise bunu beklediğini kaydetti.
Bu basının Kıbrıs meselesini Türkiye’nin AB’a girmesine engel olarak gördüğünü ancak böyle bir şey olmadığını ifade eden Denktaş, konuştukları AB temsilcilerinin kendilerine bazı ülkelerin Türkiye’nin AB’a girişini istemediğini bu nedenle bunu engellemek için birçok konuyu öne çıkaracaklarını söylemekte olduğunu anlattı.
Bugün TC Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in yaptığı konuşma ile içlerine su
serptiğini kaydeden Denktaş, “Çünkü Annan Planı öncesindeki milli çizginin
milli çizgi olmaya devam ettiğini söyledi ve bizi AB ile Kıbrıs arasında
seçim yapmak zorunda bırakırlarsa Kıbrıs’ı seçeriz AB’a arkamızı döneriz
diyerek susadığımız mesajlar verdi” dedi.
Bugün verilen bu mesajın bir ikilem yaratmakta olduğunu da kaydeden Denktaş, milli dava ‘Kıbrıs’ta iki halk iki demokrasi iki devlet ve TC’nin garantörlüğü” olduğuna dikkat çekerek, görüşmelere ise Cumhurbaşkanı Talat’ın ‘KKTC yok ayrı egemenlik istemiyoruz, tek egemenlik, tek hükümet ve tek halk’ yorumu ile başladığını TC’nin ise müzakerelerin sonuna kadar arkasında olduğunu söylemekte olduğunu bu ikilemin halkı tedirgin etmekte olduğunu söyledi.
“Biz Türkiye’nin Kıbrıs’tan vazgeçeceğine inanmıyoruz” diyen Denktaş, Türkiye’nin burada şehitler verdiğini ve denizlerin onun için önemli olduğuna dikkat çekti.
Orams davasına da değinen
Denktaş, bu davada çıkan kararın anlamının KKTC ve Türk haklarının
olmadığı egemen olanın tek Rum hükümeti olduğunu kaydetti.
“Bunlar karşısında biz masadan kalkmama siyaseti güdüyoruz” şeklinde konuşan Denktaş, “Halbuki masadan kalkma pazarlığın da bir yöntemidir. Kalkarsın ve niçin kalktığını anlatır düzeltilmesini ister ve ona göre geleceğim dersin Biz geçmişte Türklerin lehine masada bir şeyler alabilmişsek bu şekilde davranarak aldık” dedi.
Denktaş TC Basın Yayın ve Enformasyon Müdürü’nü de selamlayarak, “ Bizim Kıbrıs’ta parti tutmak partilerle uğraşmak lüksümüz yok. Biz milli dava addettiğimiz Kıbrıs meselesinin partiler üstü bir dava olmasını istiyor ve böyle olmasını umuyoruz. İstediğimiz şey yapılmış olan fedakarlıkların boşa gitmemesi”şeklinde konuştu.